OBEZİTE CERRAHİSİ

VÜCUT KİTLE İNDEKSİ  (VKİ) HESAPLAMA

Eğer VKİ'niz 40 ve üzerinde ise sağlığınızı tehdit edecek düzeyde kilo fazlalığınız var demektir. Bu duruma 'Morbid Obezite' adı verilir. Bu düzeydeki obezite şeker, yüksek tansiyon ya da karaciğer yağlanması gibi birçok hastalıkla daha erken yaşlarda tanışmanıza yol açabilir. Diyet ve sporla bu fazlalıklardan kurtulamıyorsanız obezite cerrahisi düşünebilirsiniz.

Eğer vücut kütle indeksiniz 35 ile 40 arasında ve halihazırda şeker, yüksek tansiyon, uyku apnesi, eklem problemleri gibi yandaş hastalıklarınız varsa obezite cerrahisi için uygunsunuz anlamına gelir.

Vücut kitle indeksiniz 30 ile 35 arasında ise birinci derece obezite sorununuz var demektir. Şeker, yüksek tansiyon ve uyku apnesi gibi kilonuza bağlı yandaş sorunlarınız varsa yine ameliyata uygun olabilirsiniz. Bu kategoride doktorunuzla görüşerek karar verilmesi en doğru yoldur. Birinci derece obezitede, obez olmanın getirdiği psikolojik yükün, ameliyata ait risklerden daha fazla olduğu durumlarda obezite cerrahisi düşünülebilir.

 

Obezite cerrahisi kararı öncesinde ciddi obeziteye yol açan herhangi bir medikal ya da hormonal bozukluk olmadığı gösterilmelidir.

Morbid obezlerin çoğunluğunda uzun dönem kilo kaybı sağlayan tek kanıtlanmış tedavi yöntemi obezite cerrahisidir. Bu kimse ameliyat olmadan zayıflamada başarılı olamaz demek değildir, bazıları kesinlikle bunu başarabilir fakat çoğunlukla kilo kaybetme yavaşlar ve bu kilolar geri alınır. Obezite cerrahisi egzersiz ve doğru beslenmenin yerini tutmaz fakat bu hedeflerin gerçekleştirilebilir olmasını sağlar ve bu süregelen problemin çözümü için uzun sureli bir kontrol mekanizması oluşturarak yardımcı olur.

Obezite cerrahisi kimlere uygulanmaz ?

Yukarıdaki kriterlere uygun olsanız bile bazı durumlarda cerrahi sizin için uygun olmayabilir !

  • Crohn hastalığı

  • Lösemi

  • HIV

  • Hepatit C

  • Aktif hepatit B

  • Siroz

  • Aktif alkol ya da ilaç bağımlılığı

  • Tedavi edilemeyen psikiyatrik hastalıklar

 

TÜP MİDE AMELİYATI

"Cerrahi yolla midenin küçültülmesi, daha az gıda ile doymamızı sağlıyor. Mide küçültme ameliyatı ile diyet yapmak kolaylaşıyor. Ne kadar yiyeceğimiz sorun olmuyor artık ama ne yiyeceğimiz hala bizim sorumluluğumuzda !"

Tüp mide ameliyatı nedir?

Sindirim sistemimiz yaklaşık 3 cm çaplı esnek bir boru şeklindedir. Bu sistemin en geniş yeri ise midemizdir. Belkide sürekli yeme ihtiyacını ortadan kaldırmak için adeta depo vazifesi gören midenin genişlemiş olan bu kısmının cerrahi olarak çikartılması ve yemek borusu ya da barsaklar gibi ince bir boru haline getirilmesi işlemine "tüp mide" adını veriyoruz. Tüp haline getirilen midenin doğal olarak depolama kapasitesi de azalacağından kişi sadece ihtiyacı kadar yediğinde doyabilmekte ve fazla kilolarından etkili bir şekilde kurtulmaktadır. Bu sayede fazla yağ dokusu birikmesine bağlı gelişen tüm yandaş hastakıklarından da kurtulmak mümkün olmaktadır. Küçülen mide ile ilgili tek sorun, kalitesiz beslenildiğinde ortaya çıkabilen vitamin ve mineral eksiklikleridir. Bu durumun sorun olmasını engellemek için ameliyat sonrası hastalarımızı 3 aylık aralar ile kan tahlilleri yaparak takip ediyor, beslenmeleri konusunda diyetisyen desteği veriyoruz.

Her şeyden önce bunu talep eden, diyet ve sporla başarılı olamamış, kilosu boyuna göre en az 25 Kg fazla olan kişilere yapılabilir. Klasik bilgi 1991 yılına dayanıyor, vücut kütle indeksi (VKİ) 35 üzeri yandaş hastalığı olanlar ve hastalığı olmaksızın VKİ 40 ve üzeri olanlara obezite cerrahisi uygulanabilir deniyor.  Artan teknoloji ve deneyim sayesinde artık ameliyat olunabilecek kilo boy oranı daha da düşürüldü. 

Kriterlerden düşük kiloda tüp mide ameliyatı

Gül Kapıcıoğlu 4 yıl önce tüp mide ameliyatı ile 90Kg'dan 55'e indi ve kilosunu koruyor

Ameliyat olduğunda BMI'ı 35'ti ve yandaş hastalığı yoktu. ASMBS class1 obezite durumunda özel şartlarda ameliyat yapilabileceğini söylüyor.

Bu sınır nereye kadar zorlanır bilmiyoruz,,

Tüp mide ameliyatı nasıl yapılıyor?

Tüp mide ameliyatı laparoskopik (kapalı) yöntem ile yapılır. Karın duvarında milimetrik küçük delikler açılır ve mideye ulaşılır. Ameliyat sonrası ağrının  az olması, iyi bir kozmetik sonuç ve erken mobilizasyon gibi laparoskopik cerrahinin tüm faydalarını obezite cerrahisinde de görmekteyiz. Sleeve gastrektomide tek kullanımlık özel aletlerle mide kesilmekte ve aynı anda üzerine güçlendirici dikiş konmaktadır. Kesilen mide vücut dışına çıkarılırken, geride kalan midenin çapı, mide içerisine yerleştirilen bir tüp sayesinde sağlanır. Kesilme işlemi sonrası midenin yaklaşık %80 lik kısmı çıkarılır. Vücutte kalan mide adeta muz şeklinde bir tüpü andırdığı için bu teknik tüp mide olarak adlandırılmaktadır. Dikiş hattından olası bir kaçağı tespit etmek amaçlı mide özel bir boya ile şişirilir ve dikiş hattı kontrol edilir. Aşağıdaki videolarda ayrıntılı olarak bu işlemleri görebilirsiniz:

Prof. Dr. Koray TEKİN'in tüp mide tekniği farklı mı ?

Mide küçültme ameliyatı tekniğimizdeki en belirgin fark, yıllar içerisinde edindiğimiz tecrübelere dayanarak, stapler (zımba) hattının özel dikişler ile tekrar içe katlanarak kapatılmasıdır. Dikiş ile stapler hattının ikinci bir tabaka olarak kapatılması ileri laparoskopik cerrahi deneyimi gerektirmesi nedeniyle yaygın olarak kullanılmamaktadır. Kanımızca bu ikinci güvenlik hattı ile tüp mide ameliyatı sonrası gelişebilecek kaçak ve kanama riski de en aza indirilmektedir. 

 

İkinci önemli bir konu ise midenin kesilmesi için kullanılan stapler cihazının her hasta için bir kez kullanılması konusundaki hassasiyetimizdir. Bu tedbirin de ameliyat dolayısıyla obezite cerrahisinde hasta güvenliğini artırdığı inancindayız.

 

Mide küçültme ameliyatında kullandığımız buji çapı 32 F'dir. Buji çapı küçüldükçe daha ince mide oluşturulmakta ve daha etkin zayıflama sağlanmaktadır. Kanımızca buji çapından daha önemlisi ameliyatta ikinci cerrahın mideyi iyi bir şekilde sermesi ve bujiye doğru şekilde yaklaşılabilmesini sağlamaktadır. İyi şekilde serilen mide, midenin kesilirken kendi etrafında helezonik olarak dönmesini de engellemektedir. Bu dönme olursa ameliyat sonrasında darlıklar, uzun dönem kusmalar olabilmektedir. 

Tüp mide ameliyatı öncesi hangi testler yapılır?

Cerrahınızla ilk bilgilendirme amaçlı görüşmeyi yaptıktan ve ameliyat gününüz belirlendikten sonra, anestezi almanıza engel bir durum olmadığının belirlenmesi amacı ile bazı kan testleri ve muayeneler istenir. Bu testleri tercihinize göre ekibimiz tarafından yaklaşık 3 saatlik sürede size eşlik edilerek tamamlayabilirsiniz ya da evinize yakın tam teşekküllü bir hastanede kendiniz yaptırabilirsiniz. Testleriniz 1 ay süre ile geçerliliğini korur.

Obezite Cerrahisi Öncesi Tetkikler

Ameliyat öncesinde bırakılması gereken ilaçlar

Kan sulandırıcılar genel olarak operasyondan 5 gün önce kesilmelidir:

Aspirin, coraspin, babypyrin, Varfarin sodyum (Coumadin®, Orfarin®) operasyondan 4-5 gün önce kesilmelidir.

Klopidogrel (Plavix®) operasyondan 6-7 gün önce kesilmelidir.

Tiklopidin HCI (Ticlid®, Agretik®, Ticlocard®) operasyondan 10 gün önce kesilmelidir.

Ameliyat öncesi alkol sigara kullanımı

Alkollü içeceklerin kullanımı ameliyattan 1 gün önce tütün içeren ürünlerin kullanımı ise ameliyattan bir gün önceki gece durdurulmalıdır.

Gece 24:00 dan sonra hiçbir şey yiyip içmemeniz gerekmektedir.Hastaneye gelirken ;Kişisel bakım eşyalarınızı, (diş fırçası, diş macunu, şampuan, vb.) Rahat giyebileceğiniz pijama veya gecelik ve terlik, kullanmakta olduğunuz ilaçlar, ameliyat saatinizi beklerken zaman geçirebileceğiniz dergi, kitap, tablet, bilgisayar, vb.  eşyaları yanınızda getirdiğinizden emin olun.

Ameliyat günü

Hastaneye ameliyat olacağınız gün sabah yatışınız yapılıyor. Hastaneye gelmeniz gereken saat bir gün önceden size koordinatörümüz tarafından telefon ile bildirilecektir. Hastaneye geldiğinizde koordinatörümüz tarafından karşılanacaksınız ve yatış işlemleriniz yapılacaktır. Odanıza çıktığınız zaman servis hemşiresi tarafından damar yolunuz açılacak ve emboli engelleyici emboli çorabı giydirilecektir. Erkek hastalarımız için gerek görülürse odanızda karın bölgesi tıraşı yapılacaktır. Ameliyat öncesi odanızda genel anesteziyi uygulayacak anestezi uzmanı doktor tarafından tekrar değerlendirileceksiniz.  

Ameliyathane 

Hazırlıklar tamamlandıktan sonra planlanan saatte ameliyathaneye alınacaksınız. Odadan ayrılmadan önce sakinlaştirici bir enjeksiyon yapılacaktır. Ameliyathanede sizinle ilgilenecek anestezist, hemşireler ve ameliyathane personelinden oluşan bir ekip sizinle ilgilenecek. Ameliyat süreniz uygulanacak yönteme göre değişiklik göstermektedir. Tüp mide ameliyatı süresi yaklaşık 1 saattir. Gastrik Bypass ameliyatı nekadar sürer sorusuna yanıt yönteme göre değişmekle birlikte 1.5 ile 2 saat arasındadır.

 

Uyanma odası

Ameliyat sonrasında anestezi sonrası bakım odasına alınacaksınız, burada anestezi teknisyenleri ya da hemşireler durumunuzu kontrol edecekler ve yaklaşik 45 dk'lık bekleme sonrasında servisteki odanıza çıkartılacaksınız. 

 

Tüp mide ameliyatı riskleri nelerdir?

Tüp mide ameliyatı sonrası erken ve geç olmak üzere riskleri iki gruba ayırabiliriz. Hastanede kalış süreniz 2 ya da 3 gün boyunca problemsiz geçirmeniz için tüm önlemler alınmış olacaktır. En ciddi ameliyat sonrası risklerden biri embolidir. Diğer bir risk ise ameliyat sonrası iç kanama olmasıdır. Aşağıda iki konu hakkında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz: 

Mide küçültme ameliyatı yan etkileri arasında emboli sayılabilir. Özellikle bacak toplar damarlarında ameliyat esnası ya da sonrası erken dönemde oluşabilen kan pıhtısının buradan koparak hayati organlara gitmesi ve burada kan akımını engellemesi "emboli" olarak adlandırılır. Tıkanmanın yeri ve büyüklüğüne göre ciddi tehlike oluşturabilir. Oluşmasının engellenmesi en önemli tedavi şeklidir. Bunun için ameliyatttan bir önceki gece saat 23:00'de kan sulandırıcı iğne "Clexane" uygulanır. Ameliyat öncesinde odanızda emboli çorabı giydirilir ve ameliyat esnasında pnömotik kompresyon (basınç) cihazı ile kan dolaşımınız desteklenir. Ameliyat sonrası 3 - 4. saatte yürümenizi istiyoruz, bu benzer şkilde kan dolaşımınızı düzenleyerek emboli gelişim riskinizi azaltır. 

Mide küçültme ameliyatı sonrası kanama yine oluşabilecek komplikasyonlardan biridir. Midenin kesilen ve zimbalanan hattından kaynaklanır sıklıkla. Çoğu zaman kendiliğinden durur, bazen miktarı fazla olduğunda kan vermek gerekebilir. Hastanın hemodinamisini bozacak kadar fazla olduğunda tekrar laparoskopi ile kanayan yere dikiş atılması gerekebilir.

Tüp mide ameliyatı sonrası emboli olabilir mi?

Tüp mide ameliyatı sonrası kaçak

Tüp mide ameliyatı sonrası kaçak gelişmesi ciddi bir komplikasyondur. Midenin kesildiği hat zımbalar tarafından otomatik olarak kapatılır. Zımba teknolojisi çok gelişmiş olmasına rağmen midenin yemek borusuna yakın kısmında duvar kalınlığı 1mm ye kadar incelebilir. Bu nokta ameliyat sonrası yırtılma açısından en zayıf yerdir. Kaçakları %90'ı bu noktadan olur. Midenin bu kısmındaki kaçakların görülme sıklığı her 100 ameliyatta 1 şeklindedir. Kaçak çoğunlukla 4. ve 10. günler arasında oluşur. Tüp mide ameliyatı sonrası kaçak belirtileri ağrı, ateş, halsizlik şeklinde olabilir. Doğru tedavi edilmez ise hayati tehlike yaratabilir. En önemli konu tabiki bu komplikasyonu en aza indirmek. Tüp mide ameliyatı sonrası sızıntı oranının 1000 ameliyatta 1'e inmesi için, Prof Dr Koray TEKİN son 5 yıldır özel dikiş tekniği kullanmaktadır. Bu teknik yukarıdaki videolarda ayrıntılı olarak tarif edilmektedir. Kaçaklar çoğu zaman ameliyatsız tedavi edilebilir. Fakat bu tedavi 3 hafta veya daha fazla sürebilmektedir. Erken teşhis ve doğru müdahale hayat kurtarıcıdır. Bu yüzden obezite cerrahisinde deneyimli cerrahları seçmeniz büyük önem taşımaktadır. 

Tüp mide ameliyatı sonrası bulantı ve kusma

Obezite cerrahisi sonrası yaşanılan en büyük sıkıntılardan biri mide bulantısıdır. Tüp mide sonrası mide bulantısının bir kaç temel nedeni vardır. Bunlardan en önemlisi, hacmi küçülen mideyi alabileceğinden fazla besin ile zorlamaktır. Bu nedenle doygunluk hissedildiği an yeme-içme sonlandırılmalıdır. Tüp mide sonrası mide bulantısına neden olabilen bir diğer faktör besinleri hızlı yemek ve çok çiğnemeden yutmaktır. Mide küçültme ameliyatı sonrası iyileşme ilerledikçe mide bulantısı görülme sıklığı azalmaktadır. Ancak beslenme konusunda yapılan yanlışlıklar devam ettiği sürece bulantılar yaşanmaya devam edebilir. Mide bulantısı yaşandığı durumlarda ilk 2 saat besin alımı kesilmelidir. Rahatlama hissedildiği taktirde aynı günü sadece sıvı gıdalar ile beslenilmelidir (su, şekersiz komposto veya katkısız elma suyu gibi). Bulantıya sebep olan besin 1 hafta boyunca tüketilmemeli ve sonrasında tekrar denenmelidir. Tüp mide sonrası mide bulantısı beraberinde halsizlik, yorgunluk, sıvı kaybı, uyku hali ve öğürmeye bağlı olarak ağrı ve kramplara neden olabilir. Böyle bir durumda diyetisyeniniz ve doktorunuz ile iletişime geçmeniz en doğrusu olacaktır. 

Tüp mide ameliyatı sonrası demir eksikliği ve kansızlık

Tüp mide ameliyatı kaç yıldır yapılıyor?

“Mide küçültme ameliyatı” “duodenal switch” adlı daha karmaşık ve riskli bir ameliyatın yarısı aslında. Mide küçültme ameliyatı ile sadece mide küçültüluyor, bağırsaklara dokunulmuyor. Çok aşırı kilolu “süper” obez hastalarda bu “duodenal switch ameliyatı uzun sürdüğü ve yüksek riskli olduğu için, 1. seansta sadece mide küçültme ameliyatı yapılıp 6 ay ya da 1 yıl sonra  aynı hastaya duodenal switch ameliyatı tamamlanması planlanmış. Fakat mide küçültme ameliyatı yapılan bu hastaların çoğu geri gelmeyince, tüp mide ameliyatının da tek başına yeterli olabileceği anlaşılmış. Bu Hikaye 2000’e ait, yani 17 yıl öncesine. Dr Michel Gagner bu hikayenin kahramanı.. Yani mide küçültme ameliyatı ne kadar yıldır yapılıyor sorusun yanıtı böyle.. 

 

Tüp mide ameliyatının orta ve uzun dönem sonuçları literatürde yayınlanmaya başlayınca ve diğer yöntemler (mide bypass) kadar etkili olabileceği anlaşılmıştır. Dolayısı ile “mide küçültme” ameliyatı son 15 yıldır obezite cerrahisi gündemine oturmuştur ve zamanımızda en çok tercih edilen teknik olmuştur.

Tüp mide ameliyatı sonrası kilo alınabilir mi?

Tüp mide ameliyatı sonrasında ilk 18 ay zayıflama devam eder. Fazla kilonun %80'i ilk 6 ayda verilir. Sonrasında kilo verimi yavaşlayarak devam eder. Tüp mide ameliyatı olan her kişi farklı oranlarda ve hızlarda kilo verir. En hızlı kilo verenler genç erkek hastalardır. En yavaş verenler ise 45 yaş üzerinde olan kadınlardır. Tüp mide ameliyatı sonrasında etkili kilo verimi için düzgün beslenme ve düzenli egzersiz çok önem taşır. Diyetisyenimiz size bu beslenme şekli hakkında ameliyatınızın 2. günü ve taburcu olduktan sonra her ay düzenli görüşmelerinizde bilgi verecek ve sizi takip edecek. 

Etkili kilo verimini takiben 2. yılda hafif bir kilo alımı olabilir. Bu normaldir. Bu ara kilo alımları, haftanın bazı günleri yenilenlere dikkat edilerek kontrol altına alınabilir. Yani kaçamak yaptıysanız takip eden bir kaç günde düzenli beslenerek kilo almadan yaşamınıza devam edebilirsiniz. Fakat bir grup hastada kaçamaklar atıştırmalar hergün yapılır hale gelmekte ve sinsice bir kilo alımı 2. yıldan sonra başlayabilmektedir. Bir seferde tüketebildiğiniz gıda miktarı ilk 3 ayda 1 ise bu 6. aydan sonra 1.5 oranına, ikinci yılda ise 2 oranına ulaşabilir. Yani 3. ayda tükettiğiniz katı gıda miktarı 2. yılda 2 katına çıkabilir. Bu da normaldir. Mide hacminde yavaş ta olsa bir genişleme beklenir. Fakat bu genişlemeye rağmen ameliyat öncesine göre albildiğiniz gıda miktarı hala çok azdır. Protein ağırlıklı ve özellikle sizi tok tutan gıdalar tercih edildiğinde yeme miktarı artmasına rağmen kilo alımı olmaz. 

Tüp mide ameliyatı sonrası düzensiz hayat, alkol alımı, atıştırmaların bir alışkanlık haline gelmesi gibi nedenler ile 2. yıldan sonra her 100 hastanın yaklaşık 10'unda tekrar kilo alımı olabilir. Bu oran 5. yılda %18'e 10. yılda ise %30 oranına ulaşabilir. Kilo alımı eski kiloya dönme şeklinde değildir çoğu zaman, ama yine de kişiyi mutsuz etmeye başlar. Bu aşamada tekrar diyetisyen ile temasa geçerek yeme alışkanlıkları gözden geçirilerek kilo verilebilir. Fakat tüm çabalara rağmen kilo verilemez ve kilo alımı devam ederse tekrar yeme kapasitesini azaltmaya yönelik ya da barsaklardaki emilimi azaltmaya yönelik bir revizyon ameliyatı planlanabilir.

 

Revizyon cerrahisi

Tüp mide ameliyatı sonrası kilo alımı durumunda ikinci bir zayıflama ameliyatı gündeme gelir ve hangi yöntemin seçileceğine karar vermek zor olabilir. Biz esas olarak iki yöntemi tercih ediyoruz revizyonda. Biri midenin tekrar küçültüldüğü 'Re-Sleeve', diğeri ise tüp midenin ortadan ayrılarak üst kısmının ince barsağın yaklaşık 2 metre sonrası ile tekrar birleştirilmesi şeklinde tarif edebileceğimiz 'omega bypass' yöntemidir. Duodenal switch ya da SADİ adıyla anılan yöntemleri daha az sıklıkta revizyonda tercih ediyoruz. Bu revizyon yöntemleri ile ilgili ayrıntılı bilgiye aşağıda 'revizyon cerrahisi' bölümünde ulaşabilirsiniz. Bypass yöntemlerinin temeli gıdanın mideden çıktıktan sonra daha kisa bir barsak yolundan geçmesi prensibine dayanır.

Revizyonda hangi yöntemi seçmeliyim?

Tıpta keskin sınırlar yoktur ve her yöntemin avantajları olduğu gibi dezavantajları da vardır. Kliniğimizde güncel tüm obezite cerrahisi yöntemleri başarı ile uygulanmaktadır. 

Revizyonda tekrar midenin küçültmesi ya da omega bypass güncel olarak en çok uyguladığımız yöntemlerdir. Aşağıda sıralanan tüm yöntemler kliniğimizde uygulanmaktadır:

 

Gastrik bypass (mide bypsss)

 

RNY Gastrik Bypass bir dönem ABD'de en sık uygulanan ve altın standart sayılan bir yöntemdi. Fakat son 3 yıldır tüp mide ameliyatının gerisinde kalmıştır. En büyük avantajı vücuttan hiç bir şekilde organ çıkartılmaması olmakla birlikte, gıdanın izlediği normal yolun değiştirilmesi ciddi bir dezavantaj oluşturur. Ayrıca safra yollarında taş oluşursa bunu endoskopik yolla ağızdan girerek alabilme şansı kaybedilmiş olur. Midenin büyük bir kısmı ve oniki parmak barsağının endoskopla ağızdan girerek incelenmesi de gastrit Bypass ameliyatından sonra mümkün olmaz. RNY Gastrik Bypass ameliyatının Tüp mide ameliyatına göre daha iyi kilo verdirdiği ve daha uzun süre zayıf kalındığı bilgisi doğru değildir. Yapılan çalışmalar sonuçların kilo verme açısından birbirine çok yakın olduğunu göstermektedir. RNY Gastrik Bypass ın kendine has barsak düğümlenmesi gibi komplikasyonları vardır. Diyabet için tüp mide ameliyatına oranla daha etkili olduğu da uzun vadede gösterilememiştir. Gastrik Bypass ameliyatı düşünülenin aksine emilim bozucu bir ameliyat değildir ayrıca. Bypass edilen ince barsak uzunluğu sadece 50 - 70 cm dir. Emilim bozukluğu yaratmak için Bypass edilmesi gereken barsak uzunluğu bundan çok daha fazla olmalıdır. RNY bypass ta oluşturulan küçük mide poşu ile ince barsak arasındaki ağızlaştırma başlangıçta 2.5 cm çapında iken, zamanla 2 - 3 yıl içerisinde 4 cm in üzerine çıkmakta ve gıda amilimini azaltıcı etkisi kaybolmaktadır. Bu da kilo alımlarına yol açar. RNY Bypass ile ilgili en büyük sıkıntı da bu noktada başlar ki kilo alımı durumunda başka bir yönteme revizyonu teknik olarak çok zor olmaktadır. RNY Bypass ameliyatının belkide tek ve en etkili avantajı, reflü hastalığını azaltması bazen tamama yakın iyileştirmesidir. Tüp mide ameliyatı sonrası devam eden inatçı reflü hastalığı varlığında RNY gastrik Bypass etkili bir çözüm olabilir.   

Omega bypass (mini bypass)

Omega bypass son yıllarda artan sayılarda uygulanan bir tekniktir. RNY gastrik bypass'a teknik olarak göre daha kolaydır. Yemek borusunun altında küçük bir mide poşu oluşturulur. Bu poşun alt kısmına, ince barsağın mide çıkışından itibaren 2 metre sonraki kısmı ağızlaştırılır. Yemekler küçük midecikten ince barsağın 2. metresine geçer bu şekilde. Midenin alt kısmı ve 2 metrelik barsak atlanmış, bypass edilmiş olur. Bu şekilde yağ emilimi azalır. Omega bypass mini bypass adıyla da anılır. 

Omega bypass yöntemini özellikle tüp mide ameliyatı sonrası kilo alan kişilere uyguluyoruz. İlk ameliyat olarak tercih etmiyoruz. Barsaklardan emilimin bozulması uzun vadede sağlığımızı tehdit edebilir. B12 ve demir eksikliği görülebilir. Kalsiyum eksikliğine bağlı kemik erimesi gözlenebilir. 

Omega bypass ameliyatı 1 saat sürer ve hasta 2 saat sonra ayağa kalkabilir. Ameliyat sonrası iyileşme tüp mideye göre daha hızlıdır.

 

Aşağıda omega bypass ameliyatının nasıl yapıldığını gösteren videoyu izleyebilirsiniz.

Revizyonda ilk tüp mide ameliyatının nasıl yapıldığı önemli mi?

İlk tüp mide ameliyatında uygulanan teknik sonradan yapılabilecek olan revizyon ameliyatını bazen zorlaştırabilmektedir. Tüp mide ameliyatında kanama olması, dren kullanımı, metal kliplerin zımba hattı üzerinde çok sayıda uygulanması, revizyon cerrahisinde zorluklara yol açmakta ve ameliyat süresini uzatmaktadır. Bir dönem bizim de kullandığımız zımba hattına klip uygulaması yapışıklıklara yol açabilmekte revizyon cerrahisi sırasında kullanılan stapler cihazında takılmalara yol açabilmektedir. Son 5 yıldır kullandığımız dikiş tekniği sayesinde bu klipleri artık kullanmıyoruz ve kullanılmasını tavsiye etmiyoruz. 

 

Mide tüpünün tekrar küçültülmesi (Re-sleeve)

Tüp mide ameliyatı sonrası yeterince kilo verememe ya da kilo verip tekrar kilo alma durumunda, midenin yeterince küçültülmemesi ya da bazılarında erken dönemde genişlemesi söz konusu olabilir. bu gibi durumlarda midenin hacmini ameliyat öncesi Skopi ile kontrol ederek ya da daha önemlisi ameliyatta içine sıvı vererek gerçek büyüme miktarını tespit ederek, mideyi tekrar küçültmeye karar verebiliyoruz. Bu ameliyata re-sleeve adını veriyoruz. kime re sleeve kime bypass yapacağımıza hasta bazında ve özellikle ameliyat bulgularımıza göre karar veriyoruz.

Aşağıdaki videoda, daha önce midesi yetersiz küçültülen ve yeterince kilo vermeyen ve hatta ameliyat olduğu kilonun üzerine çıkmış olan Eda'nın hikayesini izleyebilirsiniz. Kliniğimizde başarılı bir re-sleeve ameliyatı geçirdi ve halen normal kilosunda hayatına devam ediyor.

© 2020 Prof. Dr. Koray Tekin Tüm hakları saklıdır.
Web sitesi tasarımında kullanılan tüm görseller lisanslıdır. İzinsiz başka yerlerde kullanılamaz.
Web sitesinde kullanılan tüm metinsel içerikler Prof. Dr. Koray Tekin'a aittir ve izinsiz veya kaynak göstermeden başka yerlerde kullanılamaz.
ÖNEMLİ: Bu web sitesindeki içerikler tamamiyle bilgilendirme amaçlıdır. Gerçek doktor kontrolünün ve muayenesinin yerini tutamaz. Bu sitedeki bilgilerin hekim kontrolü olmaksızın uygulanması durumunda oluşabilecek her tür şikayet ve durumdan Prof. Dr. Koray Tekin sorumlu tutulamaz. En doğru teşhis için lütfen doktorunuza başvurunuz.

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Google+ Social Icon

Hakkı Yeten Caddesi No:13 Fulya Teras Rezidans C 2 Kat 14 Daire 90 Fulya/ŞİŞLİ/İSTANBUL   TEL: 05321697212