• Koray Tekin

TÜP MİDE AMELİYATI KİMLERE YAPILIR?

En son güncellendiği tarih: May 13

'Tüp mide ameliyatı ya da diğer adıyla mide küçültme ameliyatı kimlere yapılır?'  sorusu ile sıkça karşılaşıyoruz. 'Tüp mide ameliyatı kaç kiloda yapılır?' sorunun diğer şekli.



Obeziteyi vücutta normalin üzerinde yağ dokusu birikmesi şeklinde tanımlıyoruz. Normal şartlarda insan vücudundaki yağ oranı kadınlarda %32 erkeklerde %26’yı geçmemelidir. Vücuttaki yağ oranını kesin olarak belirleyen bir cihaz ya da yöntem maalesef yok. Bu durumda vücut yağ oranımızı yaklaşık olarak hesaplamak amacıyla matematikten yararlanıyoruz ve obezite hesaplama için vücut kitle indeksi (VKİ) formülünü kullanıyoruz. Kabaca kilomuzu boyumuza oranlayarak vücut kitle indeksimizi hesaplayabiliriz (VKİ=Kg/m2). Aşırı kas kitlesi olan, emziren ya da hamile olanlarda vücuttaki yağ oranını kestirmek açısından doğru sonuç vermemekle birlikte beden kitle indeksi adı da verilen bu formül ile obezitenin dereceleri belirlenir:


  • 18.5 ve altı Düşük Kilolu

  • 18.5 - 24.9 Normal Kilolu

  • 25-29.9 Fazla Kilolu

  • 30-34.9 1. Derece Obezite

  • 35-39.9 . 2. Derece Obezite

  • 40 ve üstü . 3. Derece Obezite (Morbid Obezite)


  • Vücut kitle indeksi 40 kg/m²’nin üzerinde (morbid obez yani ileri derecede obez) olanlar.

  • VKİ’si 35-40 arası olup aşırı marasındaki hastalarda da obezite doktorunun kararı ile ameliyat yapılabiliyor.Birinci derece obeziteden itibaren sağlığımız risk altına girmektedir. VKİ 40 ve üzerinde ise, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilir ve acilen tedavisi gerekir.

  • Ayrıca obeziteye bağlı “yeni” tip 2 şeker ve metabolizma bozukluğu olan ve VKİ’si 30 – 35 arasındaki hastalarda da obezite doktorunun kararı ile ameliyat yapılabiliyor.


Peki yağ dokusundaki artış neden vücudumuza zarar vermektedir? Yağ dokusu da diğer organlarımız gibi hücrelerden oluşmaktadır. Vücudumuzdaki yağ oranındaki artış, yağ hücrelerinin sayısındaki artıştan ziyade bu hücrelerin büyümesi şeklinde olmaktadır. Yağ dokusu aynı zamanda endokrin bir organdır, yani diğer tüm organlarımızı etkileyen bazı maddeler gönderir kan dolaşımına. Yağ dokusu vücudumuzda aşırı artış gösterdiğinde, kan dolaşımına aşırı yağ asitleri salgılar ve kronik bir enflamasyon benzeri durumu oluşturur. Bu da başlangıçta insülin direncine ve ilerleyen yıllarda Tip II diyabet e yol açabilir. 


Yağ dokusundaki artışın insan sağlığını nasıl etkilediği konusunda yapılan, yaklaşık 900.000 yetişkinin dahil edildiği geniş kapsamlı çalışmaya göre ortalama sekiz yıllık takip yapıldığında, vücut kitle indeksinde 25’in üzerindeki her beş birim artışta, yaştan bağımsız olarak ölüm riski %30 oranında artış göstermektedir. Aynı çalışmanın sonuçlarına göre vücut kitle indeksindeki artışla kalp krizi diyabet ve felç gelişme riski de artmakta. Bu çalışmanın çok ilginç olan bir diğer sonucu da birinci derece obezitesi olan bireylerde bile yaşam beklentisinin üç yıl daha kısa olmasıdır.


Birinci derece obezitede obezite cerrahisi


Peki vücut kitle indeksi 30 - 35 arasında olan yani 1. derece obezitesi olanlarda bile beklenen yaşam süresinde kısalma olduğuna göre belki de artık 1991 yılında Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü Konsensüs Konferansı kararlarını tekrar gözden geçirmeliyiz. Bu toplantıda alınan kararlara göre, vücut kitle indeksi 40 ve üzerinde olanlar ve vücut kitle indeksi 35 üzerinde olup ciddi yandaş hastalıkları olanlar obezite cerrahisine uygun adaylar olarak belirlenmişti. Bu ciddi yandaş hastalıklar arasında uyku apne sendromu, ciddi akciğer hastalığı, obeziteye bağlı kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve diyabet hastalığı yer alıyor. Bu hastalıklar olmasa bile eklem problemleri ya da işe alınmayı engelleyecek vücut şekli problemleri de ameliyatla tedavi gerektiren sebepler arasında sayıldı.


Tabii ki günümüzde artan teknoloji ve laparoskopik cerrahi ameliyatlardaki komplikasyon oranlarını oldukça azalttı. 1991 yılındaki toplantıda ikinci ve üçüncü derecedeki obezitenin cerrahi olarak tedavi edilebileceğini karar verilirken o yıllardaki fayda zarar oranlarına bakılmıştı.  Daha önce de bahsettiğimiz gibi günümüzdeki artan tıbbi teknoloji ve azalan komplikasyon oranları nedeniyle, fayda zarar oranlarının tekrar gözden geçirilmesi zorunluluğu doğmuştur. Birinci derecedeki obezite kişinin yaşam beklentisini üç yıl kadar kısaltan için de ciddi şekilde tedavi edilmek gerekliliği göz ardı edilemez. Birinci derecedeki obezite diğer bazı sürekli ilaç tedavisi gerektiren hastalıkların oranlarını da arttırmakta ve kişinin yaşam kalitesini azaltarak sosyal olarak kısmen çevreden soyutlanmasına yol açabilmektedir.


Sonuç olarak günümüz şartlarında yaşam stili değişikliği diyet ve spor gibi yöntemlerle kalıcı olarak kilo kontrolü sağlanamayan birinci derecedeki obezite hastaları için de obezite cerrahisi bir seçenek olarak elimizde bulunmaktadır. Tabi ki obezite cerrahisinin uygun şartlarda ve deneyimli ekiplerce yapılmasının önemli bu noktada daha da artmaktadır.



33 görüntüleme1 yorum

© 2020 Prof. Dr. Koray Tekin Tüm hakları saklıdır.
Web sitesi tasarımında kullanılan tüm görseller lisanslıdır. İzinsiz başka yerlerde kullanılamaz.
Web sitesinde kullanılan tüm metinsel içerikler Prof. Dr. Koray Tekin'a aittir ve izinsiz veya kaynak göstermeden başka yerlerde kullanılamaz.
ÖNEMLİ: Bu web sitesindeki içerikler tamamiyle bilgilendirme amaçlıdır. Gerçek doktor kontrolünün ve muayenesinin yerini tutamaz. Bu sitedeki bilgilerin hekim kontrolü olmaksızın uygulanması durumunda oluşabilecek her tür şikayet ve durumdan Prof. Dr. Koray Tekin sorumlu tutulamaz. En doğru teşhis için lütfen doktorunuza başvurunuz.

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Google+ Social Icon

Hakkı Yeten Caddesi No:13 Fulya Teras Rezidans C 2 Kat 14 Daire 90 Fulya/ŞİŞLİ/İSTANBUL   TEL: 05321697212